İnsan ve Medeniyet

Liberal Kapitalist EGO'nominin Eleştirisi

KAPİTALİZMDE İNSAN PSİKOLOJİSİ ve NARSİZM

www.insanmedeniyeti.com

Dünyada her sistemin temel aldığı bir insan modeli vardır. İnsanlık tarihi boyunca hayat ve insanlık için en tehlikeli insan modeli hiç şüphesiz

doymak bilmez egosunun-nefsi hırslarının peşinde koşan bir insandır. Bu tip insanda; iyiyi-kötüyü, faydalı-zararı ve doğruyu-yanlışı anlayıp seçmemize yarayan akıl, doymak bilmez egonun emrindedir. Kapitalist Kültür’ün yetiştirdiği insan tipi egoist-narsist insandır. Hedefleri bakımından egoist, kişiliği ise narsistir. Kapitalizme göre insan egoist olduğu gibi ayni zamanda rasyonel-akılcıdır. Ancak buradaki akılcılık, insanın kendisi için en uygun davranıştan ziyade, çıkarlarını en yüksek dereceye çıkaracak bir akıldır. Yani en bencilce davranış en akılcı davranış olmaktadır. Zaten başka türlü “En düşük maliyetle en yüksek kâr” nasıl elde edilir ki. Tabi, “İnsan sadece kendi çıkarını düşünmelidir” düsturu temel alındığında her şeyin bu yola çıkması çok tabiidir. Egoist insan sadece kendi çıkarları peşinde koşturup dünya nimetlerini ve hâkimiyeti tekeline almak ister. Çevresinde kendine hizmet ve güç katmak için topladığı taraftarlarıyla dünya hâkimiyeti peşinde koşar ve bu da yetmez tanrının tahtına bile göz diker.

Geçmiş asırlarda Cengiz Han ve günümüzde Hitler gibi liderler bu konuda örnek tiplerdir. Bu tiplerin en büyük özelliği güç peşinde koşmaları, hak ve adaleti hiçe saymalarıdır. Bu tespitten sonra gelelim günümüzde ünlü ABD’li iktisatçı F. Fukuyama’nın insanlığın ulaştığı son ekonomik sistem ilan ettiği liberal kapitalizmin insan modeline. Bu konuda kapitalizmin kurucusu Adam Smith 1776 yılında yayınladığı “Ulusların Zenginliği” kitabında teorisini, hangi temeller ve nasıl bir insan modeli üzerine kurmaktadır tekrar görelim:

“Toplum çıkarı peşinde koşan bireylerden oluşur. Bireyin motivasyonu çıkarıdır. Toplumun çıkarını bireyin düşünmesine gerek yoktur.” 

Kapitalizmin oluşmasına hizmet eden birçok temel alt yapıdan biri de, eski Yunan düşünürü Epikür’den gelen ve Jeremy Benthami, James Mill ve John Stuart Mill gibi düşünürlerin başını çektiği “Faydacı Felsefe-Psikoloji”dir. Bunlara göre insan hayatta acıdan kaçar ve hazlarının-çıkarı peşinde koşar. İnsanın mutluluğu ona faydalı şeylere sahip olmaktan geçer. Hal böyle olunca evrensel ahlaki bir yasa olamaz. En doğru davranış, en büyük erdem hazzı en fazla arttıran ve acıyı en çok azaltan şeyler ve davranışlardır. İyi ve kötünün kaynağını hazzın artmasına ve acının azalmasına bağlarlar. Bu anlayışla yetiştirilen insan, hayatta sadece hazların peşinde koşan “Homo Economicus” yani A. Smith’in çıkarı peşinde koşan egoist bireyi olmaktan başka bir yol kalmıyor.1

Kapitalist İnsan Kişiliği: Narsist

Ancak bu görüş kaçınılmaz olarak Hedonizmi-egoizmi-benmerkezci narsist bir insan tipini de meşrulaştırmaktadır. Her ne kadar bu konuda bazı düşünürler hazdan ziyade toplumsal faydayı öne almışlarsa da kapitalizm de bireycilik, egoizm ve hazcılık ön plana çıkmış, toplumsal fayda çok gerilerde kalmıştır. İnsan iyi şartlarda mutlu bir hayat sürmek ister derken, burada kastettiğimiz iyi şartlardan maksat nefsani hazlardan ziyade toplusal faydadır. Çünkü her haz insan ve toplum için fayda demek değildir.  İşte işin püf noktası da burada yatmaktadır.

Bu anlayışla yetişen Hedonist (zevkçi) ve sadece kendini seven, asosyal, narsist (Egoist) bir insan tipi ortaya çıktı. Bu tipler için her istediğine ulaştıran her yol mubahtır. Herkesi kendilerine rakip görürler dostluk, samimiyet, sadakat, acıma, günah ve suçluluk duygusu diye bir şey sözlüklerinde yoktur. Şöhret ve gösteriş duygusu ön plandadır. Bu ithamlar birilerine çok ağır gelebilir. İşte bu telkinlerle insan yetiştirilen ABD’de, 1950’li yıllarda 14-16 yaşındaki çocukların %12’si, “Ben önemli bir kişiyim.” derken, bu rakam 1980’lerde %80’e, çıkıyor. Günümüzde %90 olmuştur sanırım. 2000’li yıllarda ise bu anlayış 8 ile 30 yaş aralığına genişlemiştir. Bu kitap 1970-1990 arasında doğmuş nesli “Ben nesli” olarak adlandırmaktadır. Bu insanlar kendilerinin özel biri olduğunu düşünmekte, kendilerini çok güçlü biri olarak tanımlamaktadır. Türkiye’de, lüks tüketim ürünleri kullananlar üzerinde yapılan bir araştırma bu kişilerin % 94’ünün kendini önemli gördüğünü ortaya koyuyor. İşin ilginç yönü ise ankete katılanların% 41’inin orta ve düşük gelir düzeyine sahip kişiler olmaları.2

Bunların çoğu ünlü sosyolog C. Lasch’nin batı kültürüne eleştiri getirdiği “Narsisizmin Kültürü” eserinde işlenir.

Lasch bu iddialarını Freud’a dayandırır. Psikanalist Freud, narsisizm iki özelliği olduğunu belirtir. Bunlar megalomani ve asosyalliktir. Asosyallik ise topluma yabancılaşma  ve milyonların yaşadığı metropollerde yalnızlaşmaktır. Asosyallik, sahip olunan maddi güçle etrafını orta çağ şatoları gibi kalın duvarlarla çevirdikleri lüks malikânelerde gerçek, dost bir çevreden uzak derebeyi gibi yaşamasıdır. Freud boşuna, “Uygarlığın bedeli nevrozla ödenir” dememiştir.

devamı var.

“KAPİTALİST EGONOMİ” İSİMLİ KİTABIMIZDA.  BU KONUDAKİ YORUMLARINIZI BEKLERİZ

Category: Genel

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*


*

19.960 views