İnsan ve Medeniyet

Liberal Kapitalist EGO'nominin Eleştirisi

KAPİTALİST EMPERYALİZMİN DEMOKRASİ İLE İMTİHANI BOP VE MISIR GERÇEĞİ

Irak diktatörü Saddam  Hüseyinin devrilmesiyle Ortadoğu’da gelişen olaylar, dünyada son yıllarda göreceğimiz çok önemli değişimlere yol açacak bir gelişmedir.

Bilindiği gibi BOP Projesi, ABD’nin Irak Devlet Başkanı Saddam’a karşı yaptığı askeri hareket günlerinde ortaya attığı bir projedir. Görünürde bu proje, Ortadoğu ve diğer Arap ülkelerini kral, şeyh, tek parti diktası gibi antidemokratik dikta yönetimlerden kurtarıp, insan haklarını saygılı, halkların kendi yönetimlerini kendilerinin belirleyeceği demokratik rejimlerin yerleşmesini sağlamaktı. Eh böyle bir projeye karşı çıkmak kimin haddine. Böyle bir projeye eş başkan değil as başkan bile olunur!!!.

Bu gelişme için şöyle bir değerlendirme yapılması uygun olur. Bu proje tam da Batı ve ABD’nin demokrasi ile imtihanıdır ve ikiyüzlülüğünü ortaya çıkarak bir projedir. Bunların gerçek derdi Ortadoğu’da sıkışıp kalan İsrail’i tehdit eden liderleri saf dışı etmek olduğu belliydi ve nitekim tam da böyle oldu. Tabi böyle bir gelişmeye alet olmamak çok önemliydi. Ancak siz bu projeye karşı olsanız da olmasanız da Irak işgalinde olduğu gibi adamlar bir kere kararlarını vermişlerdi.   Adamlar can düşmanı oldukları İran’ın burnu dibinde Irak ta Şiileri bile saflarına alacak politika ürettiler. Bakmayın siz İran’la dalaştıklarına, Şii bir dünya Batı için daima lazımdır. Bu kez yöntem son derece akıllı ve kolaydı. Irak’ta olduğu gibi doğrudan işgal yerine devrimler halk ayaklanmasıyla gerçekleştirildi. Anti demokratik Dikta rejimler yıkılıp, yapılan demokratik seçimler sonucunda bu ülkelerde halkın seçtikleri idareciler başa geçmişti. Uzatmayalım, ama nedense Arap Baharı ile sadece İsrail düşmanı rejimler demokratikleşti. Diğer yandaş Arap krallıklarına dokunan olmadı. Ancak ortada yine istenmeyen bir terslik vardı ve  kapitalist dünyanın beklemediği söylemler iktidar olmuştu. Devrilen diktaların yerine yapılan demokratik seçimler sonucunda bu ülkelerde batı yanlısı liberal söylemler yerine, İslami söylemlere sahip partiler başa geçti. Bu BOP’la kağıt üzerinde dünyayı aldatmak için gösterilen gerçek demokratik sonuçlara ulaşılmıştı ama ABD’nin BOP’u değildi. İsrail’in güvenliği şimdi de daha büyük bir tehdit altına girmişti. Bu beklenmedik gelişmeler üzerine hemen ünlü siyasi teorisyen ve ABD eski dış işleri bakanı Yahudi Henry Kissenger feryat etti. “Böyle giderse 10 yıl sonra İsrail diye bir devlet ortada kalmaz”. Olan zavallı Suriyeli direnişçilere oldu. Çünkü henüz Esed rejimi devrilip demokratik seçimlerle yeni İslami bir parti iş başına gelememişti. Birden ABD ve İsrail Esed’in safına geçerek direnişçilere verdiği desteği kesiverdi. Bu durumda, işin başından beri demokratik ilkeler için mecburen Batı ile beraber Arap halklarının yanında olan Türk Hükümeti, Suriye halkı ile baş başa yalnız bırakılıverdi. Başbakan ne kadar “Ey batı iki yüzlülüğü bırak ” dediyse de duyan olmadı. Ne de olsa O da bu projede diğerlerinden faklı değildi ve İsrail karşıtı söylemlere sahipti. Hatta diğer Ortadoğu ülkelerine örnek model oluşturmuştu. Adamlar  İslamın ılımlısının da ayni bela olduğunu gördüler.

 

Batı için şimdi sıra gelmişti “kurtarıcılardan kurtulmaya”. İşe önce Türkiye’den başladılar. Ne de olsa Türk Baharı 10 yıl önce gerçekleşmişti yeni Arap rejimleri de bizi örnek alıyordu ve yeni başa geçen hükümetin de İsrail’le ilişkileri çok kötüydü. Ne hikmetse bizde BOP karşıtı söylemleri olanlar meydanlara döküldü. Darbeciler karşısında demokrat söylemli başbakan birden diktatör oluverdi ve üç ağaç bahane diyerek eylemler yapıldı. CNN, BBC ve diğer demokrasi kahramanı hür basın (!) hemen işe koyuldu. Ancak bir sonuca varamadılar. Çünkü bizdeki darbeciler hapse atılmış ve yargılanıyordu. Ayni şeyi Mısır’da denediler ve henüz bir yaşındaki yeni hükümet daha darbeci zihniyetten kurtulamadığı için başarılı oldular. Bakın bu gerçeği darbecilerin eski cumhurbaşkan yardımcısı Muhammed Baradey nasıl itiraf ediyor:

Baradey, ” 2011 devriminden 2 yıl geçmesine rağmen Mısır’da Mübarek rejimi halen devam ediyor. Ben Mursi’nin bazı yönlerden haklı olduğunu anladım. Zira ona tuzak kuran ve sunî krizler çıkaran derin devletin ta kendisidir.” dedi. *

Demokratik seçimle iktidara gelen bir yönetim askeri müdahale ile görevden alınmıştı. Demokrasi aşığı ABD ve Batı bu gelişmeye darbe bile diyemedi ve sıra kendilerine geldiğini iyi bilen malum Arap şeyhleri hemen para desteğini darbecilere akıtmaya başladı. Sadece oylarına sahip çıkan şiddete başvurmayan sivil halk katledilmeye başlandı ve dünya yeni bir insanlık imtihanına başladı. Böylelikle gerçek projelerini uygulamaya geçerek, İslamın her türlüsüne karşı olduklarını ortaya koydular.

 

Bizde malum darbe severler bu darbecilere destek verip yapılan katliamları görmezden gelerek asıl zihniyetlerini gün yüzüne çıkardılar. Bizdeki “DURAN ADAMLAR” Tankların karşısında “DURAN ADAM’I DEĞİL VURAN ADAMI” desteklediler. Katliam günü “Silahlı kalkışmaya müdahale” gibi başlıklar atarak, ** Mısır’da,  darbecilerin değil de direnişçilerin silah kullanıp katliam yaptıklarını ilan etmeye çalıştılar. Kim daha gerçek demokrasiden, kim de BOP’tan yana olduğunu göstermiş oldular. Ancak bu kadar açık zulüm insan vicdanında yer bulması çok zor. Bu zulüm ve destekçileri dünyanın demokratik vicdanlarını uyandıracaktır. Bu kadar büyük mızrağı gizleyecek bir kılıf üretemeyeceklerdir. Hani başbakanın “Nerde demokratik ilkeleriniz ey Batı !” dediği gibi sağ duyulu insanlar bu katliamlara seyirci kalmayacaklardır. Sonunda sandığı tekrar halkın önüne konmak mecburiyetinde kalacaklar ve Türkiye’de 10 yıl önce olduğu gibi daha büyük halk desteği ile tekrar hak ettikleri iktidara kavuşmaları kaçınılmaz bir sonuçtur. Ve şimdi zaman kimin gerçekte insani ilkeleri savunup savunmadığını ortaya çıkarma zamanıdır. Şu anda “DEĞERLİ BİR YALNIZLIK” içinde olunsa da, çıkara dayanmayan hakkı ve doğruyu savunmak, ilkeli olmak dik durmak gerek.  Eninde sonunda insanlık bu “Değerli dik duruşu” anlayacaktır. İlk destek ABD’den geldi. Princeton Üniversitesi’den önemli fikir adamı Prof. Richard Falk ne diyor okuyalım:

“Değerli yalnızlık” bu bölgesel karmaşanın ortasında ilke ile pratiklik arasında en uygun yere denk düşen tanımlama olabilir. Türkiye’nin bu çabalarını bölgedeki halkların pahasına jeopolitik oyun oynamaya devam eden ahlak ilkelerine uygun hareket etmeyen realist gruba katılmak için terk etmemesini umuyoruz”. ***

Savunduğu fikirlerin doğru ve insanlık yararına olduğuna inanan bir hareketin, bütün fikirlerin serbestçe tartışıldığı ve halkın kendi kendini yönetmesi olan demokratik bir dünyayı savunmaktan çekinmemesi gerekir. Zaten insanlık fıtrat gereği doğruya ulaşacaktır. Sonunda doğru olan kalacak batıl olan yok olacaktır. Bu iki yüzlü ve çıkara dayalı politikalarla Kapitalizmin gerçek demokrasi ile bağdaşmadığını insanlık bir kez daha görmeye başladı. Bu zaman diliminde hiç bir fikir insanlara zorla dikta edilemez. Her geçen gün insanlık daha fazla paylaşmaya ve sosyal devlet anlayışına doğru ilerlemektedir. Batının BOP’u derin ilişkilerin sahnelendiği son perde olacaktır.

http://www.anahaberyorum.com/gundem/dunya/baradey-tum-gercekleri-anlatti-h41227.html

**https://aydinlikgazete.com/mansetler/24099-hvana-bueyuek-muedahale.html

*** http://www.zaman.com.tr/yorum_aykiri-turk-dis-politikasi_2126640.html

Category: Haber Arşivi

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*


*

3.472 views